Formula'nın Yeşil Tarafı

Formula kelimesi aklınıza neler getiriyor? Formula 1, Formula 2, hatta Formula 3 serileri değil mi? Ancak, çoğu yarış severin hesaba katmadığı bir seri daha var ki gelecekte yukarıda bahsettiğimiz serilerden çok daha fazla adını anacağız. Bu serinin adı Formula E! Yarış araçlarının elektrikli olduğu ve farklı kurallara ev sahipliği yapan bu seri her geçen yıl popülerliğini arttırarak gelecek adına umutlarımızı arttırıyor. Sıfır emisyon ve yeşil dünya trendlerinin motor sporlarına bir yansıması olan Formula-E, ilerleyen yıllarda güncel yarış serilerinin yerini alacak gibi görünüyor. Neden motor sporlarını temiz enerji ile gerçekleştirmek varken fosil yakıtlara yönelelim ki?

 

Serinin Doğuşu

2011 yılında kış mevsiminin sonlarına doğru Paris’teki bir restoran olacaklardan habersiz bir şekilde standart akşam yemeği servisine devam ediyordu. Ancak, o akşam restorandaki konuklardan bazıları motor sporları dünyasını belki de farklı bir yöne sürükleyecek olan fikirlerin doğuşuna şahit olmak üzereydi. FIA Başkanı Jean Todt bir yemek masasında yanında bulunan politikacılar Alejandro Agag, Antonio Tajani ve son olarak da İtalyan aktör Teo Teocoli ile motor sporları dünyasında devrim yaratacak bir fikir paylaştı. Bu fikir elektrikli yarış araçlarının kullanıldığı bir motor sporları şampiyonası oluşturulmasıydı. Bu fikri sonuna kadar destekleyen Tajani ve Agag, Jean Todt’un bu fikri gerçekleştirmesinde somut yardımlarda bulundu. Yaklaşık 8 yıl süren altyapı ve medya hazırlığının sonunda ise FIA, 2019 yılının son ayında Formula E yarışlarına resmi olarak dünya şampiyonası unvanını verdi. Böylece Formula E serisi, Formula 1’den sonra dünya şampiyonası unvanı alan ilk tek sürücülü yarış serisi oldu. Aynı zamanda, motor sporları dünyası yeşil ve daha temiz bir dünyaya oldukça önemli bir adım attı.

 

Temel Kurallar

Formula E, devrimsel sayılabilecek farklılıkta kurallara sahip olmasa da alışık olmadığımız birkaç özelliğe sahip. Bu kuralların elektrik enerjisi ile uyumlu bir şekilde entegre edilmesi ise FIA’nın motor sporlarında temiz bir geleceğe yaptığı en büyük katkı.

 

  • Formula E’nin genel yapısına bakıldığında 12 takım ve bu takımların her birinde 2 sürücü olmak üzere toplam 24 sürücünün mücadele ettiği bir şampiyona olarak oluşturulmuş. Kullanılan araçlar elektrikli olup her sürücü farklı şehirlerin caddelerinde oluşturulan pistlerde yarışmakta. Bu pistlerin uzunluğu 1.9 km ve 3.4 km arasında değişkenlik gösteriyor.

 

  • Her yarış iki aşamalı bir antrenman turu seansı ile başlıyor. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen bu aşamada sürücüler araçları pistte test ederek alışma sürecini aşıyorlar. Bu aşamada tam güç kullanımına izin veriliyor. Sonraki aşamada ise sıralama turları başlıyor. Ortalama 1 saat süren bu seansta sürücüler altılı gruplar halinde şampiyona sıralamasına göre piste çıkarak 6 dakika içerisinde en iyi tur zamanını elde etmeye çalışıyorlar. Son olarak “Super Pole” adı verilen aşamada günün en hızlı 6 ismi tek tek piste çıkarak başlangıç sıralamasını belirlemek için mücadele ediyor.

 

  • Yarış 45 dakika + 1 tur olacak şekilde düzenlenirken zaman içerisinde çeşitli kurallar yenilenerek evrim geçirdi. İlk yıllarda kullanılan otomobillerin batarya dayanıklılığı problemi nedeniyle sürücülere 1 kez pit-stop zorunluluğu getiren FIA, ikinci nesil otomobillerle birlikte çözülen problem doğrultusunda bu kuralı kaldırdı. Artık sürücüler sadece patlayan bir lastik ya da kritik bir tamirat işlemi için pite girebiliyorlar. Antrenman ve sıralama turları esnasında izin verilen tam güç kullanımı ise yarışta 200 kW seviyesine düşürülüyor.

 

  • Formula-E serisi oldukça ilgi çekici iki özelliğe daha sahip. Bunlardan ilki, “Fanboost” denilen ve seyircileri doğrudan yarışın içerisinde etkili bir eleman haline getiren bonus şansı. Her yarış için sosyal medya aracılığı ile sunulan oylamada seyirciler favori sürücülerine oy vererek destek veriyor. 5 kez Fanboost kazanan her sürücü yarışın ikinci yarısında 5 saniyelik bir aralıkta kullanabileceği bonusu alıyor.  

 

  • Bahsedeceğimiz diğer özellik ise Formula 1 serisinde alışık olduğumuz DRS (Drag Reduction System) mantığının elektrikli araç serisine uygulanmış versiyonu olan “Attack Mode” Şampiyonanın beşinci sezonu ile yarışlara eklenen bu özellik aynı DRS modunda olduğu gibi sürücülerin pistin belirli bölgelerinde 35 kW’lık geçici bir güç artışı kazanmalarını sağlıyor.

 

Araçların Evrimi

Formula-E serisinde bugüne kadar iki farklı araç türüne yer verildi. Üçüncü nesil yeni araçlar ise yolda ve 2022 yılında pistlerde olmaları planlanıyor. Bu otomobillerin kendilerine ve dönemlerine göre avantaj ve dezavantajları vardı. Onları mükemmel veya kusurlu yapan şeyler nelerdi gelin hep beraber görelim.

 

1.) Spark-Renault SRT 01E

Serinin başlangıç aracı olan ve belki de bir devri başlatan araç Spark Racing Technology tarafından geliştirilen SRT-01E aracıydı. İlk dört sezonda Formula-E yönetimi garajlarda 42 adet bulunduruyordu. 190 kW’lık (250 Beygir) bir güce sahip olan araçlar 3 saniyede 0’dan 100 km hıza ulaşıyor ve en fazla 225 km/s hız yapabiliyorlardı. SRT-01E’ler ilk iki sezonda McLaren tarafından üretilen ortak elektrik motorunu kullansa da sonraki iki sezonda Formula-E yönetimi üretici takımların kendi motorlarını inşa etmelerine olanak sağladı. Buna ek olarak, soğutma sistemi ve vites kutusu gibi kritik parçalarda da bu imkân sağlanırken şasi veya bataryalar ile ilgili herhangi bir modifikasyona izin verilmedi. Bu durum batarya konusunda otomobilin gelişimini yavaşlattı ve batarya ömrünün kısalığı nedeniyle her yarışta sürücülerin zorunlu olarak bir pit-stop yapıp araç değiştirmek zorunda kalmasına neden oldu.

 

2.) Spark SRT 05e (Gen2)

Gen2” olarak da adlandırılan ikinci nesil araçlar ise 2018 sezonundan hemen önce kamuoyuna tanıtıldı. Önceki nesle göre hem tasarımsal hem de teknolojik anlamda birçok yeniliğe sahip olan SRT 05e, çok daha fütüristik ve modern bir araç olarak dikkat çekti. Gelişen güç üniteleri ile araç performansını ciddi ölçüde arttırarak maksimum hızını 280 km/s gibi yüksek bir seviyeye çekti. Yeni nesil ile birlikte gelen uzun ömürlü yeni bataryalar ise önceki sezonlarda yaşanan zorunlu pit-stop ve araç değişimi sorununu ortadan kaldırdı. Aynı zamanda, güvenlik alanındaki gelişmelere ayak uyduran araç, “Halo” adı verilen ve sürücüyü kaza anında korumayı amaçlayan güvenlik kafesi ile donatıldı.

Yorumlar

  1. İlk yorumu sen yap...

Yorum