Bir Sevdanın Doğuşu: Tofaşk!

Türk otomotiv sektöründen yıllar içerisinde birçok marka gelip geçti. Bu markalar arasında dünyaca ünlü dev şirketler olsa da hiçbiri Tofaş markası kadar etki yaratamadı. Tofaş bir marka olmaktan öte Türkiye Cumhuriyeti için bir gurur kaynağı, kullanıcıları için de adeta bir sevda haline geldi. “TOFAŞK” terimi de konuşmalarımıza bu ikonik marka sayesinde girdi. Peki Tofaş nasıl bu seviyeye gelmeyi başardı? Başarısının arkasındaki sır neydi? Bu soruların hepsinin cevabını makalemizde bulacaksınız. Karşınızda “Bir Sevdanın Doğuşu: Tofaşk!”.

 

Bir Efsanenin Temelleri Atılıyor

“Şuna inanıyorum ki, bu memlekette hangi esaslı kumpanya otomotiv sanayi işine, rakiplerden evvel başlarsa, o muvaffak olacaktır. Bu memlekette kamyon ve otomobil imal edilmesi lazım. Geniş bir otomobil piyasası olacaktır.” Bu sözler ileri görüşlü ve vizyon sahibi bir iş insanı olan Merhum Vehbi Koç tarafından söylenirken, belki de bir efsanenin temellerini oluşturan fikir ilk defa tüm kamuoyu tarafından somut bir şekilde görülmüş oldu. Türkiye’de holding döneminin başlamasına vesile olan Vehbi Koç, bu demeçten sonra 1968 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en önemli ekonomik hamlelerden birini yaptı. Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş., Koç Holding ve İtalyan otomotiv devi Fiat ortaklığı ile kuruldu. Bu hamle ile Türkiye ekonomisine katkı sağlanması ve ülkenin otomotiv sektöründe seviye atlaması hedefleniyordu. Şirketin kuruluşundan hemen sonra yönetim çalışmalarına başladı. İlk hedef otomobillerin üretileceği bir fabrika kurmaktı!

 

Hedeflerden İlki: Fabrika

Tarihler 13 Nisan 1969’u gösterdiğinde Tofaş hedefleri doğrultusunda bir fabrika kurmak için çalışmalarını tamamladı ve fabrika inşaatına başlandı. Fabrikanın temelleri 1968 yılında Bursa’da atıldı. 73.000 metrekarelik devasa bir inşaat sahasında fabrika yavaş yavaş yükselmeye başladı. İlk aşamada fabrikanın yıllık 20.000 araç üretme kapasitesine sahip olması planlandı. 12 Şubat 1971 tarihinde fabrika tam olarak hazır hale geldi ve açılış için bir tören düzenlendi. Bu törene ilgi oldukça büyüktü. Kalabalık bir davetli grubunun yanı sıra dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan Süleyman Demirel, Tofaş İdare Meclisi Başkanı Vehbi Koç ve Fiat İdare Meclisi Başkanı Umberto Agnelli gibi üst düzey ünlü isimler de törene katılım gösterdi. Törenden sonra tam kapasite üretime hazır bir fabrikaya sahip olan Tofaş için sıradaki soru nasıl bir otomobil üretileceğiydi.

 

Murat 124 Projesi

Tofaş’ın kuruluşundan itibaren hedefledikleri sırasıyla gerçekleşmeye başlamıştı. Fabrikanın inşasından sonra artık üretilecek otomobil üzerine çalışmaların başlaması gerekiyordu. Bu doğrultuda fabrikada üretilecek ilk otomobil üzerine çeşitli düşünceler ve planlar oluşturulmaya başlandı. Üretilecek otomobile konulacak isim konusunda çeşitli tartışmalar ortaya çıktı. Birçok fikir ortaya atılsa da fabrikanın kurulduğu il olan Bursa’ya adını vermiş olan Murad-ı Hüdavendigar’dan ilham alınarak üretilecek ilk modele “Murat” adı verildi. Fabrikada üretilen ilk model ise Murat 124 oldu. Fiat 124 şasisi üzerine inşa edilen Murat 124 Türkiye’nin ilk yabancı lisansla üretilen otomobili olmuştur. Otomobilin şasisi Fiat’a ait olsa da o dönem yerli otomobil konusuna vurgu yapılmak istenmesi sebebi ile otomobil Murat ismi ile satışa sunuldu. 1971 yılından 1976 yılına kadar toplam 134 bin 867 adet üretilen Murat 124, Türk Otomotiv Sanayi açısından oldukça önemli bir dönüm noktasına da öncülük etti. Tofaş, 1974 yılında ilk kez Murat 124 modeli ile yurtdışına otomobil ihraç etmeye başlamış, ilk ihracatını da Mısır’a gerçekleştirmiştir. Sonraki yıllarda Tofaş’ın yeni otomobil serisi projesi kapsamında üretim bandından çekilse de 1984 yılında Tofaş Serçe adı ile yeniden üretim bantlarına dönen Murat 124, 11 yıl daha üretimde kalarak 1995 yılında tamamı ile üretimden kalkmıştır. 124’ün piyasadan çekilmesi ile Murat 131’in önü açılmıştır.

 

Ailenin Yeni Üyesi 131 ve Kuşlar Serisi

Murat 124’ün piyasadan çekilmesi ile taze bir model piyasaya sürmek isteyen Tofaş için Murat 131 projesi somut bir hal almaya başladı. 29 Aralık 1976’da üretimine başlanan Murat 131, Tofaş modellerinin geleceğe yönelik gidişatında belirleyici bir unsur oldu. Fabrikada üretilen ilk Murat 131’e “000001” no’lu özel bir plaka takıldı. İlerleyen yıllarda 131 modelinin birçok varyasyonu ortaya çıkmaya başladı. Bu modeller genel olarak “Kuşlar Serisi” adı ile anılmaya başlandı. Bu durumun en büyük sebebi, oluşturulan modellere verilen isimlerin kuş cinsleri arasından seçilmesiydi. 1981 yılında 131 Şahin ve 131 Kartal, 1982 yılında 131 Doğan modelleri ortaya çıktı. Tüm bunlar olurken 1984 yılında fabrika yenilenerek üretim kapasitesi 35.000 araca çıkarıldı. Hemen ardından 1985’de ise 131 Kartal, C sütunundan itibaren arka kısmı birtakım modifikasyonlar ile büyütülüp yükseltilerek daha geniş bir araç haline getirildi. Yıllar içerisinde fabrika üretime hızla devam etti ve ihtiyaca cevap vermek adına yenilendi. Seneler 1990’ı gösterdiğinde fabrikanın kapasitesi 100.000 araca çıkmıştı bile. Tofaş artık Tempra modelinin üretimi için hazırdı.

 

Tempra Devrimi

Fiat Tempra ilk olarak 1990 yılında üretilmeye başlanan ve 1998 yılına kadar üretim hattında kalan bir binek otomobildi. Tofaş tarafından ülkemizdeki üretimine 1992 yılında başlandı ve bu otomobillerin çoğu yurtdışına ihraç edildi. Türkiye’de üretildiği dönem ülkemizde üretilen en güçlü binek otomobil olan Tempra, birçok farklı motor seçeneği ile piyasaya sürülmüştür. Bu motor seçenekleri arasından en popüleri ise 2.0 litrelik 16v’dir. 148 beygirlik gücü ile o dönem oldukça dikkat çeken 2.0 i.e 16v, Tofaş’ın Bursa’daki fabrikasında üretilen 1 milyonuncu otomobil olan Tempra’da da kullanıldı. Üretildiği yıllarda Türkiye’de adeta otomotiv devrimi yaratan Tempra, dönemine göre oldukça modern özelliklere sahipti. ABS, Sürücü Hava Yastığı, Otomatik Klima, Elektrik Isıtmalı Ayna ve Immobilizer gibi özellikler Tempra’da standart olarak sunuluyordu. Tüm bunlara ek olarak; opsiyonel deri koltuklar ve maun kaplama deri vites ve direksiyon gibi lüks detaylar ise sürücüleri cezbederek herkesin bir Tempra istemesini sağlıyordu. Tüm bu popülerlik ve talep Tofaş’ın yeni hamleler yapmasına neden oldu. 1991 yılında Tofaş, Tempra modeli için yerli motor üretimi kararı aldı. Konu ile ilgili gerekli yatırımlar yapıldı ve Tempra motoru yerli hale getirildi. Bu önemli hamleler 1992 yılında meyvesini verdi ve Tofaş’ın Pazar payı %41’e ulaştı. Sonraki yılda fabrikanın üretim kapasitesi 250.000’e yükseltilerek üretim hızı ciddi ölçüde arttırıldı.

 

90’ların Sonu

Tempra’nın ülkemizde elde ettiği başarıdan sonra Tofaş için işler 90’larda önemli ölçüde hızlanarak firmanın birçok farklı alanda faaliyet oluşturmasını sağladı. Bunlardan belki de en önemlisi 1994 yılında Tofaş AR-GE’nin kurulması oldu. Tofaş en sonunda tüm büyük markalar gibi ihtiyacı olan araştırma ve geliştirme departmanına sahip olmuştu. Aynı yıl Fiat Uno’nun piyasaya sürülmesi ise Tofaş’ın yine bir ilke imza atmasını sağladı. Türkiye’de ilk defa B Segment bir otomobil Tofaş sayesinde piyasaya sürülmüş oldu. İtalyanların “Supermini Car” olarak lanse ettiği Fiat Uno, İtalya'da Fiat tarafından 1983 ile 1995 yılları arasında üretildi. Türkiye'de ise Tofaş tarafından 1995 ile 2000 yılları arasında üretilmiş olup ve ciddi oranda talep gördü. O dönem küçük ve seri olmasından dolayı özellikle şehir içi kullanımda tercih edilen Uno Türkiye otomobil piyasasında iz bırakan otomobillerden oldu. Bu esnada 1998 yılı Tofaş açısından uluslararası öneme sahip bir olaya sahne oldu. Tofaş o dönem yeni geliştirilen Palio modeli üzerinde çalışmaya başladı ve küresel otomobil projesine dahil oldu. Böylece dünya çapında tedarik zinciri yönetiminde söz sahibi olmaya başladı. 1999 yılında Maria ve Brava modellerinin üretimine başlayan Tofaş’ı, “Milenyum” olarak adlandırılan 2000 yılından sonra çok daha büyük şeyler bekliyordu.

 

Milenyum Çağı’na Geçiş

2000’li yıllar Tofaş için adeta rüya gibi başladı. 2000 yılında piyasaya sürülen Doblo modeli Tofaş’ın belki de kuruluşundan beri sahip olduğu en önemli modellerden biri olarak dikkat çekti. Model ilk neslinden itibaren Tofaş’ın Bursa’daki fabrikasında üretilmeye başlandı. Bu süreçte Tofaş çalışanları ilk defa üretim hazırlığı aşamasında sürecin içinde doğrudan yer aldı. Türkiye otomotiv pazarında kendi segmentini yaratmayı başaran Doblo, Türkiye’de uzun yıllar alanının en iyisi olmayı başardı ve Tofaş’ın en önemli modellerinden biri oldu. Bu modelin üretimi halen Bursa fabrikasında devam etmekte. 2000 ile 2005 yılları arasında Alfa Romeo, Ferrari ve Maserati gibi birçok ünlü markanın Türkiye temsilciliklerini alan Tofaş uluslararası alandaki prestijini önemli ölçüde arttırdı. Bu dönemde çeşitli PR ve iş birliği hamleleri ile bu prestij desteklendi. Örneğin; Michael Schumacher, Fiat Palio reklam etkinliği için ilk defa Tofaş ile Türkiye’ye geldi. 2002 yılında Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi açıldı. Fiat, Peugeot ve Citröen markalarının hafif ticari araç ihtiyacı için Tofaş tarafından geliştirilecek olan “Minicargo Projesi” adında yeni bir hafif ticari araç projesi başlatıldı. Bu iş birliği çoklu marka üretiminde Tofaş için bir ilk oldu. 2005 yılında ise Türkiye’de bir hayli popüler hale gelen ve günümüzde halen büyük bir kesim tarafından kullanılan Fiat Linea üretilmeye başlandı. Sonraki yıllarda yıllık araç üretim kapasitesini 400.000 otomobile çıkarmayı başaran Tofaş, üretim standartlarını yükseltmek için Dünya Klasında Üretim (WCM) standartlarını uygulamaya başladı. Bu hamle sayesinde 2009 yılında Tofaş Bursa fabrikası 175 FCA fabrikası arasından Dünya Klasında Üretim (WCM) programında Gümüş Seviye’ye çıkabilen ilk fabrika oldu. 2010’lu yıllara gelinmeden Fiat Fiorino, Bursa fabrikasında üretilen 4 milyonuncu araç oldu.

 

2010’lardan Günümüze

2010’lu yıllar Tofaş için başka başarıların anıldığı yıllardan oldu. Bir yandan araç üretimine devam ederken kalite standartlarını ve yenilikçi bakış açısını korumayı başaran Tofaş, 2013 yılında Dünya Klasında Üretim (WCM) programında Altın Seviye’ye ulaştı. Buna ek olarak; teknolojiye olan yatırımlarını arttırarak aynı yıl yeni bir Ar-Ge binasını hizmete açtı. Sonraki yıl Tofaş için önemli bir model olan Doblo, RAM markası altında Promaster City adıyla Kuzey Amerika ve Kanada’ya ihraç edilmeye başlandı. Böylece Tofaş’ta üretilen marka sayısı 6’ya yükseldi. 2015 yılında ise Fiat’ın Egea modeli Türkiye ve tüm dünyada piyasaya sürüldü. Otomobil “Autobest 2016” ödülünü kazanarak Avrupa’nın en iyi otomobili seçildi. 2018 yılında ise 34 bin adetlik satış ile Türkiye’de son üç yılın en çok satan otomobili olmuştur. Bu esnada üretim kapasitesini 450.000 araca çıkartan Tofaş, 2016 yılında Türkiye’nin en çok Ar-Ge yatırımı yapan şirketi seçilmiş, Bursa fabrikasını da halka açarak Türkiye’de otomotiv sektörüne ilgi duyan herkesin fabrikayı görmesini sağlamıştır.

 

Günümüzde halen tam kapasite çalışmaya devam eden Tofaş ve Bursa fabrikası, Türkiye otomotiv sektörünün parlayan yıldızı olmaya devam ediyor. Ürettikleri her bir aracı en üst kalitede müşterisine ulaştırmak için canla başla çalışıyor. Yani anlayacağınız Merhum Vehbi Koç’un zihninde soyut bir fikir olarak ortaya çıkan Tofaş, günümüzde 50 yıldan fazla süreyi geride bırakmış değerli bir marka olarak varlığını sürdürüyor. Ne kadar değerli bir markaya sahip olduğumuzu fark edelim. Türkiye’nin otomobil sevdası olan Tofaş’ı asla unutmayalım!

 

Yorumlar

  1. İlk yorumu sen yap...

Yorum